12 Ekim 2009 Pazartesi

"Namaza bir papaz sayesinde başladım"



"Namaza bir papaz sayesinde başladım"


Prof. Dr. Mim Kemal Öke, Habertürk TV programı Söz Sende'de Balçiçek Pamir'e konuk oldu. "Meşhur" kızılderili dansından, inancına merak edilenleri ve Türkiye'nin siyasi ortamına dair görüşlerini anlattı.


Bir Kızılderili dansı yaptınız ortalık karıştı.


Her şey Nazlı ile başladı. Benim hayatımı değiştiren kızım şu anda 16 yaşında. Hayatıma damgasını vuran 3 sarışın hanım vardır. Bir tanesi rahmetli annem, bir tanesi eşim üçüncüsü de kızım. Ama kızım hepsinden baskın çıktı. Herhalde babaların kızlarına olan yakınlığı dolayısıyla. Kızım çok özel bir insan. Ben herkese tavsiye ederim, aile olmanın keyfini yaşasınlar. Belki Nazlı'da down sendromu olmasaydı ben ona bu kadar ihtimam göstermeyebilirdim. Veya onun varlığının farkındalığını bu kadar hissetmezdim.


Ne kadar güzel söylüyorsunuz. Çünkü çoğu aile bu hastalıktan sonra yıkılıyor.


Ben de yıkıldım. Eşim çok sağlam durdu ama.


Toparlanabilmişsiniz ama. Özellikle hastalığı yaşayanlardan çok ailelerin daha da zorlandığını her zaman söylerler.


Aslında ailenin rehabilitasyonu önemlidir ilk başta. Daha sonra siz pozitif enerjiyle olmalısınız ki aktarabilesiniz. Sadece kendi kızınıza veya kendi çocuğunuza değil, bütün toplum. Bir kere niye herkes bu işte bir günah arar? Yaptığı bir suçun kefaleti gibi düşünür? Hayır aksine siz seçilmiş insansınız. Bunun altından nasıl kalakacaksınız ve bununla birlikte sizin de yeniden yapılanmanız için bir faktör bu, diye değerlendirirseniz hem çocuğunuza yardımınız olabilir hem de kendiniz bambaşka bir insan olabilirsiniz.


Nasıl bir Mim Kemal vardı, nasıl oldu?


Şöyle söylersem acaba kibir olur mu? İngiltere'de tahsilimi yaptığımda benim çok yakın bir arkadaşım benim nasıl çalıştığımı ve ne yapmak istediğimi çok iyi bilirdi. Mezun olduktan tam 27 sene sonra İstanbul'da yeniden buluştuk. İstanbul'a geldiğinde bana, "Ben Türkiye'ye geldiğimde seni başbakan olarak görebileceğimi düşündüm" dedi. "Peki nasıl oldu?" dedi. Eve gittik, "İşte ailem, işte kızım" dedim. "Ben baba olmayı tercih ettim" dedim. Tam bir baba olabildim mi, bilemiyorum ama gayret ediyorum.



Bu kızılderili dansı nereden çıktı?



Down sendromu çocuklarda müzik kulakları vardır ve güzel sanatlara eğilimleri vardır. Fakat maalesef toplumumuz "engellilere" biraz daha ihtimam göstermesi lazım. Onlarla münasebeti kurarken bunun dozunu çok iyi ayarlaması lazım. Ben kızımın bu yeteneklerini bildiğim için müziğe daha sonra baleye götürdüm ama bakıyorsunuz ki belki dersleri verenlerin eksikliği dolayısıyla bu çocuklar çok bir şey alamıyorlar. "Ben yaparım o zaman" dedim. Bir de kızım perkusyon dersi alıyordu. Orada bir gün bir afrika parçası vardı. İcra edilirken ben dedim ki "Görselleştirilirse çok iyi olur" Kızımın hocası Yaşar Bey "Kim yapacak?" diye sordu. "Ben yaparım" dedim. Araştırmalar yaptım, bu konuda ders aldım. Sonra baktım, bütün bu dansın aslında mistik tarafı ile birlikte şifa verici bir tarafı var. Bunu çocuklara uyguladığınız takdirde benliklerine çok kolay kavuşuyorlar. Bir ilginç taraf daha söyleyeyim mi? Bu dansları ben yaparsam bu ülkede hakikaten kafayı sıyıracağım. Kızılderililer ve Afrikalılar işgal dönemlerinde özgürlüklerini yaşayabilmek için bu dansları yapmışlar. Türkiye'de bakıyorsunuz siyaset insanın içini karartıyor.



Siz bir taraftan benim bildiğim kadarıyla inançları çok kuvvetli birisiniz. Hatta namaza nasıl başladığınız çok ilgimi çekmişti.



Din ve vicdan özgürlüğü çok önemlidir. İnsanların kendi hayatlarına çok özel anlam veren bir boyutudur, bunun teşhir edilmesi de yanlıştır. Bununla övünülmesi de yanlıştır. Fakat İngiltere'ye gittiğimde diskoteğe giden, pubları dolaşmaktan hoşlanan, kavgacı bir adamdım. Bir gün hatırlıyorum, Cambridge Üniversitesi'ne girdiğimde bir tanışma çayında papaz geldi yanımıza. "Biz sizi görmedik kilisede, birkaç hafta oldu" dedi. "Pardon, ben müslümanım" dedim. "Çok özür dilerim, sizi taciz etmek ya da yaralamak istemezdim" dedi, çekildi. Çekildikten sonra iki hafta bile geçmedi arkadaşlarım "Papaz seni görmek istiyor" dedi. Hiç unutmuyorum, defteri açmış "Burası İngiltere buraya da ilk defa bir müslüman geliyor. Dolayısıyla herkesin vicdan ve ibadet hakkı olduğu için biz kolej olarak size bir oda ayırmaya karar verdik. Orayı mescit yaparsınız." Ben de tabii o zamana kadar namaz yok. Birkaç dua biliyorum tabii. "Siz kendinizi yormayın, idare ederim, müslümanlıkta zaten mabed o kadar önemli değil" dedim. "Yok, sizin cumalarınız var, bayram namazlarınız var, örnek olursunuz, başkalarına imamlık yaparsınız" dedi.



Ve siz öyle öğrendiniz.



Tabii.



Sonra hatta aileniz sizden etkilenmiş.



Evet.



O da çok ilginç bir hikaye. Hatta gelip demişler ki "Oğlum tarikata mı girdin, ne yaptın?" Sonra kendileri de...



Tabii. Ben onlardan kitap istedim. Bilmiyoruz tabii şimdi hangi kitapların olduğunu. "Oğlum ne istiyorsun" falan dediler. Baktım daha sonra öyle olmayacak, Cambridge Ünversitesi'nin kütüphanesine gittim ve pek çok İslam eserinin orijinalini gördüm. Orada kimlik oturdu işte.



Size bile TRT'de program yaparken şeriatçı damgası vuruldu. Böyle de bir kutuplaşma var.



Ben Türk siyasetinde yarı zamanlı bir yurttaş oldum. Kendimi Kızılderili gibi hissediyorum. Çünkü yabancılaşmaya başladığımı hissediyorum. Mesela benim çok rahatlıkla oy verdiğim bir parti yok. Hatta hiç yok, seçimlerde oy kullanmıyorum. Bir gazete yok. Etrafımdaki çatışmalara baktığım zaman benim onlarla ortak bir tarafım yok. Makam-mevki hırsı beni çok rahatsız ediyor. Ben Türkiye'yi ve insanı çokseverim. Ama ben Türkiye'nin yolsuzluklar liginde anılmasını istemiyorum. Ben Türkiye'de siyasetin kışla ile cami arasında gidip gelmesinden de pek hoşnut değilim. Türkiye'nin siyasetine baktığınız vakit, ben 18 yıllık siyaset bilimciyim ve ben bu işten anlamıyorum. Bir ülkede siyaset şeffaf değilse, siyaset komplo teorileriyle anlatılmaya çalışılıyorsa o zaman bizim bilimimiz iflas etmiştir.


http://www.ihaber.net/haber.php?haber_id=176








Etiketler:

İNGİLİZ KADINLARIN İSLÂMA YÖNELİŞİ




İNGİLİZ KADINLARIN İSLÂMA YÖNELİŞİ




Times Britania dergisinden alıntı:



İngiltere halkından, çoğunluğunu kadınların oluşturduğu çok sayıda insan, Katolik ve Protestan kiliseleri arasındaki derin uçurumlar dolayısıyla, hergün İslâm'a yöneliyorlar. İnsanların günden güne artan bir oranda İslâm dinine yönelmeleri, bu ülkede bu dinin kısa zamanda önemli bir inanç ekolü olarak gündeme gelmesine neden oldu. İngiltere'de "Hall" lisesinde din bilgisi öğretmenliği yapan ve "Kur'an'ı Kerim Üzerine Bir İnceleme" adlı bir de kitabı bulunan Rose Kendrik, gelecek yirmi yılda İslâm'a giren İngilizlerin sayısının bu ülkeye göç eden Müslümanların sayısına eşit olacağına hatta belkide aşacağına inanıyor. Ayrıca o "İslâm'ın da Hristiyanlık gibi evrensel bir din olduğuna ve hiç bir milletin onun kendisine özgü olduğunu iddia edemeyeceğine" inanıyor.



Batılı kitle iletişim araçlarında ne kadar kötü gösterilse ve aleyhte propaganda yapılsa da İslâm'a yöneliş günden güne artıyor. Aslında bu durum Selman Rüştü'nün kitabının yayınlanması, Körfez savaşı ve Bosna'da Müslümanların öldürülmesiyle daha da hız kazandı. Ayrıca Batı'nın propagandalarında İslâm dininin kadınlara hiçbir hak tanımadığı ve daima baskı altında tuttuğu iddialarına rağmen bu dini kabul eden kadınların sayısı erkeklere oranla daha fazladır. Öyleki, ABD'de İslâm'ı kabul eden kadınların sayısı erkeklerin dört mislidir. İngiltere'de bu dine yeni girenlerin çoğu 30-50 yaşları arasında ve toplumun orta sınıfından kimseler olmakla beraber, üniversite öğrencileri arasında da İslâm'ı kabul edenlerin sayısı oldukça fazladır.



Bu dine yönelişin artmasının nedenleri arasında Batılıların, dinler arası diyalogun artması neticesinde İslâm hakkında daha fazla bilgi sahibi olmaları, Batılı kitle iletişim araçlarında İslâm aleyhine yapılan propagandalar neticesinde insanların daha fazla bu dinle ilgilenmesi ve bilgilerini artırmaları, toplumlarındaki ahlaki ve sosyal çöküşten bıkan insanların İslâm'ın medeni yasalarını kabul etmesi, Hristiyanlıktaki bazı kavramların yeterince açık olmaması vb... zikredilmektedir.



Kaynak: www.tebyan.net

Etiketler:

MÜSLÜMAN OLAN YAHUDİ HAHAM YUSUF HATTAB





MÜSLÜMAN OLAN YAHUDİ HAHAM YUSUF HATTAB, İSRAİL'DE İSLAMİ MERKEZ KURACAĞINI SÖYLEDİ:



Yahudilerle barış yapmak imkansız



Çev: Mustafa Sabri Demir



Yahudi haham İslam’ı seçti ve Yusuf Hattab ismini aldı. Şimdi İsrail’de İslam'a davet için İslam merkezi kurma planları yapıyor. 34 yaşında olan Hattab eşi ve çocuklarıyla birlikte İslam’ın gereklerine uygun yaşamaya çalışıyor. El Mecelle dergisi de Hattab ile bir söyleşi gerçekleştirdi. Söyleşinin geniş özetini aşağıda sunuyoruz.



- Sizin vesilenizle kaç Yahudi İslam’ı seçti?



- Bu zamana kadar on kişiden fazla Yahudinin İslam’ı seçmesine vesile oldum. Bazıları İslam’a girdiklerini açıkça ilan ettiler, bazıları da internet aracılığıyla sadece bana Müslüman olduklarını ilettiler.



- İslama davet çalışmalarını şimdi hangi ortamda yapabiliyorsunuz?



- İnternet aracılığıyla İslam’ı detaylı anlatmaktan zorluk çekiyorum. İslamî hizmetlerde bulunmak için İslami bir merkez kurma projem var. İnşaallah bu projemi gerçekleştirmek nasip olursa daha fazla insana doğal bir ortamda İslam’ı anlatma ve öğretme fırsatı bulurum.



- İslam merkezini nerede kurmak istiyorsunuz? İsrail’de mi, yoksa Amerika veya Avrupa da mı?



- Kurmak istediğim İslam merkezinde Avrupalı ve Amerikalı Yahudilere de davette bulunmak istiyorum, ancak bu merkezi Kudüs’te kurmak istiyorum. Eğer burada kurabilirkem tabii olarak en fazla da İsrail Yahudilerine bu hizmeti sunacağım. Bütün taassup ve önyargılarına rağmen Yahudilere İslam’ı anlatabilmek için gücüm nisbetinde bir çok metodu deneyeceğim. ALLAH bu aşkı kalbime koydu. İnşaallah, bunu gerçekleştirmenin fırsatını da bulurum.



- İslam dininin hangi mezhebindensiniz?



- Ehli sünnet ve cemaati mezhebindenim. Ameli mezhebim ise Hanbelilik.



- İslam’ı hangi kaynaklardan öğrendiniz?



- Bin Baz, Bin Useymin ve Şeyh Rebii’nin kitaplarını okuyarak İslam’ı öğrendim.



İsrail’de tek bir İslami merkez yok



- Kurmayı düşündüğünüz İslam Merkezi hakkında anlatmak istedikleriniz var mı?



- Dört milyon nüfuslu İsrail’de bir tek İslami merkez yok. Kurmayı düşündüğüm İslami merkezde davet çalışmaları yapılacak bir vakıf veya bir parti gibi faaliyet yapmayacak. İnsanları İslam’a davet edecek ve insanlara İslam öğretilecek. Buraya gelen insanların kendilerini güvende hissetmeleri için de böyle bir yapıda olması da gerekir. Bu merkezi kurana kadar www.jewstoislam.com adresimden Hindu, Budist, Yahudi ayrımı yapmadan İslami tebliğ çalışmalarıma devam etmekteyim.



- Yahudi bir hahamken İslam’ı seçmenize neden olan şey nedir?



- İslam dininin doğal ve insan fıtratına ve aklına uygun bir din olmasından dolayı Müslüman oldum.



- Müslümanlığı seçmeden önce gerçekten de Şas partisinin bir üyesi miydiniz?



- Evet, Şas hareketinin destekçilerinden biriydim. Çocuklarım da onların okullarında okuyordu.



- Müslüman olduktan sonra Yahudilerden herhangi bir baskı görüyor musunuz?



- Evet, Müslüman oluşumu hazmedemeyen ve kabullenemeyenler var. Ve rahatsız eden davranışlarda bulunuyorlar.



- Müslüman olduktan sonra aileniz ve siz sünnete uygun şekilde bir giysi tarzı seçtiniz. Bu görünümünüzden dolayı İsrail içerisinde başınız ağrımıyor mu?



- Evet, bizi Arap zannedenler var. Bazıları da benim aslında bir Arap olduğumu, İslam’ı seçmekle aslında asıl kimliğimi gösterdiğimi düşünenler bile var. Sünnete uygun şekilde bir giyim tarzımdan dolayı caddede yürürken beni intihar komandosu zannedip üstümü arayan ve durduran İsrail askerleriyle karşılaşmıyor değilim.



- İsrail ordusu içerisinde Müslüman birisinin görev yapmasına müsaade edilir mi?



- Çocuğum için böyle bir şey düşünmem. Çünkü İsrail ordusu içerisinde Müslüman kimlikle rahat görev yapılamayacağı gerçeğini biliyorum.



- Hamas ve Şehadet operasyonlarını destekliyor musunuz?



- Ben Ehl-i Sünnnet ve cemaat’i destekliyorum. Bu sorunuza net bir cevap verecek durumda da değilim. Ancak, konuyla alakalı şunları söyleyebilirim. Ben Yahudilerle barış yapmanın mümkün olmadığına inansam da barış yoluyla sorunların halledilmesinden yanayım.



- Hacc’a gitmeyi düşünüyor musunuz?



- İnşaallah nasip olursa gideceğim.



- İslam ülkelerinden İslam konulu konferanslara davet edilseniz gider misiniz?



- Evet.



- İslam ülkelerinden hiç davet aldınız mı?



- Hayır, bu zamana kadar herhangi bir davet almadım. Ancak Avusturalya gibi BSatılı ülkelerden, İslamî konferanslara davet edildim.



- İsrail’de yeni kimlik çıkarmak için sorun yaşadınız mı?



- Zor olsa da yeni kimliğimi çıkarmayı başardım.



- İsrail’de İslam’dan dönmeniz için bir baskı görüyor musunuz?



- Naturi cemaatinin hahamından baskı görüyorum. Bu problemli şahsiyet benim İslam’ı seçişimi bir türlü hazmedemiyor ve sık sık emniyete kasıtlı yanlış ihbarlarda bulunarak beni rahatsız ettiriyor.



- Geçtiğimiz seneler içerisinde ne kadar Yahudi İslam’ı seçti?



- Tam sayısını bilmiyorum. Sadece bu zamana kadar 150’den fazla Yahudi’nin Arapla evlendiğini ve Müslüman olduklarını açıkladıklarını biliyorum. Bunun haricinde kesin bir bilgim yok.



MİLLİ GAZETE



www.jewstoislam.com



http://www.al-buruj.com/

Etiketler:

AHMET ÖZHAN (Ahmet Katıgöz)





AHMET ÖZHAN (Ahmet Katıgöz)





Aslen Urfalı olan sanatçının babası polistir. 1970li yıllarda Bebek Belediye Gazinosunda Emel Sayın'ın alt kadrosunda sahneye çıktığı sıralarda, Gazinocular Kralı Fahrettin Aslan kendisini keşfeder ve "Gel Maksim'de çalış" der.



O günden sonra Özhan, 17-18 yaşlarındayken maksimin yeni prensi olur.. 1973 senesinde, başrolünü Hale Soygazi ve Aytaç Armanla paylaştığı ilk filmi olan "Çocuğumu İstiyorum" da oyunculuk deneyimi yaşar ve arkasından 4 film daha çevirir..



Bir iftar yemeğinde Muzaffer Ozak ile tanıştıktan sonra dünyaya farklı bir pencereden bakmaya başlar. Ve Türk Tasavvuf Musikisi alanında bir çok çalışmalara imza atar. Bir erkek ve bir kız çocuk sahibi olan Ahmet Özhan, 2003 yılında çıkardığı "Rüya" adlı albümüyle yeniden hayranlarıyla beraber olmanın mutluluğunu yaşıyor...



Ahmet Özhan, Üsküdar Musiki Cemiyeti ve İ.B Belediye Konservatuarı'nda eğitimini sürdürürken, bir yandan da sahne ve plak çalışmaları yaptı. Kültür Bakanlığı İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu'nun kurucusu ve genel yönetmeni olan Ahmet Özhan, klasik ve tasavvuf müziği alanındaki en iyi solistler arasında yer almaktadır.



İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu, unutulmaya yüz tutan, sanat değeri taşıyan Türk Tasavvuf Müziği ve Mehter Müziği'ni, kendine özgü üslub ve icra özellikleriyle tanıtmak, kaynak inceleme ve araştırmaları yapmak amacıyla 1991'de kuruldu. Topluluk çalışmalarını Konya Mevlana İhtifalleri'nin yanı sıra, İstanbul Festivali gibi etkinliklerde verdiği klasik ve tasavvuf müziği konserleriyle sürdürmektedir.


Etiketler:

GÜLAY PINARBAŞI



GÜLAY PINARBAŞI




Gülay Pınarbaşı, 1969’da Karaman’da doğdu. İlk ve orta dereceli eğitimini Konya’da tamamladıktan sonra, Ankara Gazi Yüksek Hemşirelik okulunu kazandı.


1989 yılında mankenliğe başlayıp, bir yıl sonra, 1990’da, “Miss Globe Türkiye Güzeli” seçildi. Bundan sonraki dönemde birçok televizyon dizisinde ve filmde rol aldı. “Ölümsüz Diriliş” ve “Kelebekler Sonsuza Uçar” gibi dini ağırlıklı filmlerde başrol oynadı. 1991-1993 yılları arasında Aktüel Kreasyon isimli dergide Moda Editörlüğü ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü yaptı.


1993 yılının Nisan ayında İslami yaşam tarzını seçip, Allah’ın emirleri ve Peygamber Efendimiz’in sünneti doğrultusunda hayatını sürdürme kararını aldı ve mankenliği bir daha dönmemek üzere bıraktı.


1993 yılında Vakit gazetesine köşe yazıları hazırlamaya başladı. Ülkemizin içinde bulunduğu sıkıntılı ortamdan kurtulmasının, siyasi olarak Refah Partisi saflarında mümkün olabileceğine inandığından, 1994 Şubat’ında RP’ye katıldı. Bu katılım, yurt çapında büyük yankı uyandırdı ve birçok kişinin Refah Partisi gerçeğini bir defa daha düşünmesini, incelemesini de beraberinde getirdi.


Çalışmalarını halen sürdürmekte olan Pınarbaşı’nın Milli Gazete’de ve Mektup, Genç Birikim, Anadolu Gençlik gibi dergilerde düzenli olarak makaleleri yayınlanmaktadır.


www.gulaypinarbasi.com

Etiketler:

MEHMET ERSEN DİNLETEN (ERSEN VE DADAŞLAR)





MEHMET ERSEN DİNLETEN
(ERSEN VE DADAŞLAR)

ERSEN DİNLETEN, HAYATI VE MÜZİKLERİ
Adı Ersen. Soyadı Dinleten. Ama herkes onun soyadını Dadaşlar olarak bilir. 1974 yılında "kuzeyin kardaşları varsa doğunun dadaşları var" diyerek Dadaşlar’ı kurduğu zaman, herhalde grubuyla büyük popülariteye ulaşacağını tahmin etmiyordu. Anadolu rock'ın önemli temsilcilerinden Ersen, 1950 yılının Haziran ayında, ailenin ikinci çocuğu ve ilk erkek çocuğu olarak İstanbul Fatih'te doğar. Annesi Karadeniz'den, babası ise Selanik taraflarından İstanbul'a gelip yerleşmiş olan Ersen'in müziğe ilgisi küçük yaşlarda başlar.
ÇOCUKLUĞUNDA MÜZİK İLE TANIŞTI
Bu ilginin arkasında şüphesiz, amatör olarak keman çalan babası vardır. Ersen, ilk müzik çalışmalarına bir müzik öğretmeninden mandolin dersleri alarak başlar. Daha sonra, gitarın yavaş yavaş ülkemize girmesiyle birlikte Fatih Fener'de Rum asıllı hocası Koçamedanis'ten klasik gitar dersleri almaya başlar. Bu derslere ilaveten 5-6 sene de klasik keman dersleri alır. Ersen, ayrıca amatör şan dersleri alıyor ve sürekli kendini geliştirmeye çalışıyordur. Ersen 1970 yılına gelene kadar birçok ünlü orkestrada çalar. Bunlar arasında, Milli Orkestra ve Şerif Yüzbaşıoğlu'nun Orkestrası da vardır. Şerif Yüzbaşıoğlu'nun orkestrasına sınavla girdikten sonra, Tom Jones, Engelbert Humperdick gibi müzisyenlerin şarkılarını söylerek, kendine isim yapar. 1969 yılında ilk 45'liği Olvido/Ak Güvercin Türkofon'dan piyasaya çıkar. Gitarda Ünol Büyükgönenç'in eşlik ettiği bu plağı, ikinci 45'liği takip eder: Sevmek Günah mı?/Tek Kadın (Plakta ilk parçanın düzenlemesinin Cem Karaca'ya, ikinci şarkınında düzenlemesinin Ünol Büyükgönenç'e ait olduğu yazılmış).
KISA SÜRE MOĞOLLAR’IN SOLİSTLİĞİNİ YAPTI
1970 yılında İzmir fuarında Cem Karaca ve Moğollar'ın elemanlarıyla samimiyetini arttıran Ersen’in içindeki Halk Müziğine olan ilgi artmaya başlamıştır. Aynı yıl Moğollar'ın Ternek/Haliç'te Güneşin Batışı 45'liğinde elektro keman çalar ve vokalist olarak yer alır. 1972 yılında Hürel kardeşlerle, Diskotür adına kaydettiği son 45'liği Dertli Kaval/Beni Hor Görme Kardeşim’in ardından Şahin Plaklar’a transfer olan Ersen'in asıl başarıları bu firmayla çalıştığı dönemlerde ortaya çıkar ve ilk bir numara 45liğini piyasaya verir: Kozan Dağı/Kara Yazı.
ERSEN:KIRKBEŞLİKLERİ VE ALBÜMLERİ:
Seyhan Karabay'ın bass ve akustik gitar; Taner Öngür'ün bass, akustik gitar, kaşık ve Hüseyin Sultanoğlu'nun bateri ve bongo çaldığı bu 45’lik Ersen’in en fazla satış yapan 45’liği olur. Ersen, bu başarısını Beyaz Kelebekler’ın tonmaister’i Mustafa’ya borçlu olduğunu düşünür, çünkü Mustafa, Kozan'lıdır ve bu türkünün Ersen'e çok yakışacağını söylemiştir. Bu başarılı 45'liğin ardından Moğollar'la birleşen Ersen, Sor Kendine/Garip Gönlüm 45’liğini piyasaya sürer. Bunun hemen ardından Türk ve dünya müzik piyasasında eşine benzerine rastlanmayacak bir olay yaşanır ve Kardaşlar'la çalışmakta olan Cem Karaca Moğollar'a; Moğollar'la çalışmakta olan Ersen Kardaşlar'a geçer. Kardaşlar'la 2 single çıkardıktan sonra Ersen, Dadaşlar grubuyla yoluna devam eder. Aşık Veysel'in, Aşık Mahsuni Şerif'in, Muhlis Akarsu’nun eserlerinin yanında söz ve müziği kendine ait parçalar da seslendirir. 80'li yıllarda Rock müziğin içindeki çıkmazdan dolayı Dadaşlar'sız yola devam Ersen, bir ara arabesk tarzında çalışmalar da yapmasına rağmen, 1993 yılındaki Ersen Usta'dan Kuru Fasulye isimli albümünden sonra müzik çalışmalarına nokta koyar.
Ersen Dinleten, Dini içerikli 2 albüm de yapmıştır.
Ersen Mevlana Gibi (2002)
Dönemem (2003)
Ersen Dinleten, hidayete erdikten sonar,hacca gitmiştir. 3 tanede Umre yapmıştır.
Şu anda namazında,niyazında dindar bir sanatçıdır

Etiketler:

İSMET ÖZEL




İSMET ÖZEL



Hayatı:
1944′de, Sökeli bir polis memurunun altıncı çocuğu olarak Kayseri’de dünyaya gelir. İlk ve orta öğrenimini Kastamonu, Çankırı ve Ankara’da tamamlar. Öncelikle Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesinde okuduysa da mezun olacağı okul Hacettepe Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı olacaktır. On sekiz yıl Devlet Konservatuarında Fransızca okutmanlığı yapar, ilk şiiri 1963 de Yelken dergisinde yayınlanır. Bu tarihle birlikte ; yazın, düşün ve sanat dünyasındaki serüvenine başlamıştır.
İlk kitabı Geceleyin Bir Koşu’yu 1966 yılında, büyük yankılar uyandıran ikinci kitabı Evet, İsyan’ı ise 1969 yılında yayımlar. 1970 da yakın arkadaşı Ataol Behramoğlu ile birlikte Halk Dostları dergisini çıkarır. 1974 yılına gelindiğinde ise , o zamana dek içerisinde bulunduğu ve savunduğu sosyalist düşünce çizgisini geride bırakarak fikri ve ruhi bir değişim yaşayacaktır. Bu tarihten sonra yazı ve sanat hayatına, İslami düşünce çerçevesinde devam eder. Bu düşünce yapısı aynı zamanda ona yeni sorumluluklar da yüklemiştir.
Bu sorumluluk bilinci ile 1977 de Yeni Devir gazetesinde günlük fıkralar yazar, yine aynı gazetede Abdullah Çıdamlı müstearı ile çeviriler yapar, Pazar günlerine özel kültür sayfaları hazırlar. 1985 yılında Milli Gazetede Cuma Mektuplarına, 1997 yılında Yeni Şafak Gazetesindeki günlük fıkralarına başlar. Yazdığı deneme kitabı Taşları Yemek Yasak ile Türkiye Yazarlar Birliği Deneme ve 2005′de üstün hizmet ödülünü kazanır. 1995′de Şilili Ozan Gabriel Mistreal nişanı alır.
Siyasi yazıları 2003 yılına dek kısmi aralıklarla çeşitli gazete ve dergilerde yayımlanmaktaydı. Evli ve dört çocuk babası, iki çocuk dedesi İsmet Özel, Çengelköy’deki evinde düşünce ve sanat hayatına devam etmektedir. Düşünceleri:İslami düşüncelerini orijinal bir “Türklük” kavramı ile birlikte yeniden yorumlayan Özel, herhangi bir etnisiteyle bağdaşamayacağına inandığı bu kavramı, tarihsel olarak İslam’ın dünyadaki siyasi konumunun özel bir alanı olarak ortaya koymaktadır. Tarihsel olarak Türklük ona göre İslam’ın dünya siyasetinde etkin ve özgür biçimde rol oynadığı bir imkandır ve bu çerçevede 14. yüzyılda İtalyan Site devletlerinde kök salmaya başlayan kapitalizm karşısında aynı yüzyılda Anadolu’da kapitalist olmayan ama Batı ile sıkı irtibat halinde olan bir yaşam biçimi yeşermiştir. Hem Batı ile sıkı ilişki içerisinde olup hem de kapitalist olmayan, İslami bir yaşam biçimi ister istemez Türklüğü Batı’nın ötekileştirdiği bir siyasi güç olarak tarih sahnesinde ön plâna çıkarmıştır. Bu anlayışın en tipik ve bariz göstergesi olarak İstiklal Harbi’ne işaret eden Özel, 1.Dünya Savaşı’nın neticesinin dünya siyasetinden İslâm’ın tamamen silinmesi anlamına geldiğini ancak İstiklal Harbi’nin bu duruma bir itiraz olduğunu belirtmiştir.
Yine İstiklal Harbi içerisinde Anadolu’da direnen halkın ruh halinin Batı’nın ötekileştirdiği bir toplum olma özelliğiyle birebir örtüştüğünü ifade etmektedir. Bu sebeple Özel, “İstiklal Harbi, İstiklal Marşı ile aynı ruh içerisinde gerçekleştirilmiştir” ifadesini kullanmıştır. İstiklal Marşı’nın sözleri incelendiğinde kastedilen şey daha net anlaşılmaktadır. Bu bağlamda Özel’in, “Türklük” kavramına yaptığı vurgu her ne kadar 90′lı yılların ikinci yarısından sonra yazılarında ayrıntılı yer almaya başlamışsa da daha önceki yıllarda kaleme aldığı yazılarında da buna paralel açıklamaları görmek mümkündür.
Öte yandan 28 Şubat sonrasında “değişim” geçirdiği ve önemli kırılmalar yaşadığı görülen, liberal söylemlere daha fazla ağırlık vermeye başlayan ama “İslamcı” kesimlerle yollarını ayırmaya karar vermiştir. Kendi ifadesine göre, bu kesim kendisinde artık güven uyandırmamaktadır. Çünkü Türkiye’nin köklü ve yapısal bir değişime uğratılması yolunda gerek sosyalistlere gerekse İslamcılara yaklaşma ihtiyacı duyan Özel, her iki kesimin de kendi davalarına “ihanet ettikleri”ni düşünmektedir. İslamcı kesimin bu yoldaki en tipik kırılma olayı AKP ile ortaya çıkmıştır.
Zira AKP’yi meydana getiren kadrolar kendilerini İslamcılıkla değil, liberal bir anlayışın ağır bastığı, muhafazakar ve demokrat bir düşünce çizgisiyle ifade etmektedirler. Bu sebeple insanların düşünce ve inanç noktasında “titizlik” göstermesini “ahlâklılık” olarak değerlendiren Özel, Gerçek Hayat dergisinde de yayınlanan bir beyanında “AKPli olmayı” titizliği elden bırakmak olarak nitelendirmiştir. (Henry Sen Neden Buradasın kitabından, Gerçek Hayat dergisinden ve [1] sitesinden yararlanılmıştır.)
Eserleri:

Şiir Geceleyin Bir Koşu (1966),Evet İsyan (1969),Cinayetler Kitabı (1975),Celladıma Gülümserken (1984),Şiirler 1962-74 (1980),Şiir Kitabı (1982),Erbain (1987),Bir Yusuf Masalı (2000).Of Not Being A Jew (2005) Deneme, Söyleşi, Mektup Üç Mesele (1978),Şiir Okuma Kılavuzu (1980),Zor Zamanda Konuşmak(1984),Taşları Yemek Yasak (1985),Bakanlar ve Görenler (1985),Faydasız Yazılar (1986),İrtica Elden Gidiyor (1986),Surat Asmak Hakkımız (1987),Tehdit Değil Teklif (1987),Waldo Sen Neden Burada Değilsin? (1988),Sorulunca SöylenenCuma Mektupları(1-10)(1995-2004),Tahrir VazifeleriNeyi Kaybettiğini Hatırla(1994)Ve’l-Asr,Bilinç Bile İlginç,Genç Bir Şairden Genç Bir Şaire Mektuplar (1995),Tavşanın Randevusu(1996)Kırk Hadis(2004)Henry Sen Neden Buradasın? 1-2 (2004)Kalın Türk (2006)Çenebazlık (2006)
Çeviri :

Siyasi Felsefenin Büyük Düşünürleri
- William EbensteinGariplerin Kitabı
- Ian DallasOsmanlı İmparatorluğu ve İslami Gelenek
- Norman ItzkowitzBilim Kutsal Bir İnektir
- Anthony Standen

Etiketler: